Haftada bir, salı günleri güncellenir.

'Yazılarım' Başlıklı yazılar

2008 İLK OYUNLARI ÜZERİNE

15 Ocak 2008, Salı

Aşağıdaki yazım Konak’ta sahnelenecek oyunlarımın broşürleri için hazırlanmıştı. Ancak broşürler basılmayınca buradan yayınlamayı uygun gördüm.

Her çalışma, her grup ve her oyuncu yeni şeyler öğretiyor bize. Defalarca sahnelediğim bir oyun bambaşka yollardan geçerek her defasında yepyeni bir biçim alıyor. En güzeli de en az iki dönem birlikte geçirdiğiniz oyuncuların başladıkları ile şu an bulundukları durumları arasındaki olumlu gelişmeyi görebilmek. (devamı…)

RAKAMLARLA 2007

28 Aralık 2007, Cuma

Aşağıdaki sayıları yazmak, sınıflandırmak ne kolay. Halbuki her biri provalar demek, oyunlar, heyecanlar, kat edilen yollar ve taşınan-yapılan dekorlar demek. Aşk demektir aslında; iyi bir oyunun ardından aldığın alkışın içinde, kuklaya sarılmış çocuğun gözünde, oyunu bitince anne-babasının yanında ben büyüdüm diye duran çocuğun duruşundaki aşk demektir bu rakamlar.

16.jpg

Oynadığım Oyunlar;

Bizden Değilsin (Kukla Tiyatrosu) 45 kez sahnelendi

İki Bavul Dolusu (04-09 yaş Çocuk Oyunu) 3     ”

Kuş Göç Yolları (Katılımlı Çocuk Oyunu) 1   ”

Konak Atölyesi (07-09, 09-12, 12-16 yaş oyuncularımın oynadığı oyunlar) 8    “

Saygınkent (07-12 yaş oyuncularımın oynadığı oyunlar) 1   ”

Akpınar (4.sınıf öğrencilerinin oynadığı oyun) 1    ”

Atatürk A.O. (5-6 yaş gurbu öğrencilerin rol aldığı çocuk filmi) 1

Turneler; İki Bavul Dolusu ile Yalova,

Kuş Göç Yolları ile Adapazarı,

Festivaller; Bizden Değilsin ile İstanbul Şehir Tiyatroları “Elim Sende”,

İstanbul Samatya Fesitvali

12. Uluslar arası AnkaraTiyatroFestivali

Şenlikler; Nilüfer Belediyesi Yaz Şenlikleri

Tahmini 7000’i aşkın çocuk izleyicimize ulaştık.

Tahmini 100’ün üzerinde minik oyuncumuzu sahneye çıkardık

Tahmini 200’ün üzerinde öğrenci ile aynı senaryoyu 12 farklı sınıfla film çektik

GEZİ - ULUABAT GÖLÜ

24 Aralık 2007, Pazartesi

Bu hafta ilk gezi fotoğraflarımızı yayınlamaktan heyecan duyuyorum. Uluabat gölüne ilk gün Dorak Köyünden baktık. Göle batan güneşe tepeden bakmak tarifi zor bir lezzetti. Ertesi gün tarifi zor bir gün batımını da Gölyazı köyünden izledik. Uluabat ve Gölyazı ile ilgili alıntılar aşağıdaki gibidir. Fotoğraflar Kemal Uğurlu, Deniz Uruş, Nedim Buğral

gunbatimii1.jpg

golyazi2.jpg

(devamı…)

SOĞUK FESTİVAL, SICAK İZLEYİCİ

2 Aralık 2007, Pazar

Aşağıdaki yazım 12. Uluslar arası Ankara Tiyatro Festivali için 29 Kasım’da oynadığımız oyunumuza ve festivale ait izlenimlerimi içermektedir.

weeeeee.jpg

Aslında başlık soğuk Ankara’nın soğuk festivali olacaktı. Oyuna çıkıp çıkmamayı bile bize düşündürten olayların ardından öyle bir seyirci ile karşılaştık ki yazının başlığı değişti. (devamı…)

ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU ÇİRKİN KALSA

2 Aralık 2007, Pazar

Aşağıdaki yazım bu haftaki değişik yerlerde dile gelen düşüncelerimden esinlenerek yazılmıştır.

Çirkin ördek yavrusu kuğuya dönüşmese, külkedisi saraya gelin gitmese, pamuk prensesi bir prens öpmese, keloğlan saraya girmese de köyünde eşeğiyle ve anacığıyla yaşamaya devam etse ne olur sanki.

we.jpg

Bu hafta ayrı zamanlarda ayrı çalışma alanlarımdan velilerim ile konuşurken hep şu örneği verdim. Tüm çocukları öğretmenler istedikleri kalıba sokabilseler. Yani eğitimle ve belki de genetik müdahaleler ile bu mümkün olsa ne olurdu? Her biri otur deyince oturan, kalk deyince kalkan çocuklar. Bilgiyi aynı biçimde almış, aynı cümleler ile konuşan, aynı yazan ve sırayı bozmadan yürüyen çocuklar. Bu düşünce gözümün önüne Pink Floyd’un bir klibini getiriyor. Bu klipte, makineden çıkan ve bir üretim şeridinde mekanik biçimde yürüyen çocuklar oldukça geriyordu izleyeni. (devamı…)

KAŞ YAPAYIM DERKEN

31 Ekim 2007, Çarşamba

29 Ekim Pazartesi sabahı Seda Sayan’ın sabah programında küçücük bir kız çocuğuna istiklal marşınının tüm kıtalarını okutup, ardından programına; meselelerini stüdyoda halletmeye çalışan kavgalı insanlarla renklendirilen formatta devam etmesi üzerine aklıma takılanlar aşağıdaki gibidir.

Bir süre önce Elif, radyo sunumlarında çok dikkatli olduğunu ve capcanlı olması gereken bir sabah programında o canlılığın frenlenmesi gerekliymiş gibi hissettiğini söyledi. Saygınkent’te ki atölyemizde komşum olan Barbara’da bu Pazar, geliri yoksul öğrenciler için harcanacak olan Brunch’ı erteleme ihtimallerinden bahsetti. Neden ise belli: İçinde bulunduğumuz terör meselesi.

Bu site benim kişisel blog sitem olmakla birlikte belli bir misyon için oluşturuldu. İçinde çocuk, tiyatro ve sinema geçen cümleler aynı anda varsa işte genel olarak bu sitenin kapsama alanı içindeyiz demektir.

Üzülerek görüyorum ki küçücük çocuklara giydirilen asker kıyafetleri ve ellerine tutuşturulan silahlar ve ezberletilen intikam yeminleri aslında çocukların kapsama alanında değil. Elbette daha anaokulundan vatanı, vatanı vatan yapan unsurları çocuklara anlatmalıyız. Ama yukarda bahsettiğim gibi mi? Yoksa onların oyun ve hayal dünyalarını bilip, ona uygun yaşantılar, anlatımlar geliştirerek mi?

Kaş yapayım derken…

ÇOCUK TİYATROLARI FESTİVALİNİN ARDINDAN

24 Ekim 2007, Çarşamba

Assitej ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte düzenlediği 12. Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali 16-21 Ekim 2007 tarihleri arasında Bursa’nın muhtelif sahnelerinde ve alanlarında gerçekleşti. Aşağıdaki yazım festivale dair görüşlerimi içermektedir.

semaver-8.jpg

Bu gün hem çocuklara yaptığım, hem de çocuklara yaptırdığım tiyatronun buraya gelmesinde bu festivalin çok önemli bir katkısı olmuştur. Özellikle Yurtdışından gelen (Danimarka topluluklarına ayrı bir parantez açmadan geçemem) tiyatro toplulukları işimde ufkumu çok genişletti. Bu festival benim için bu kadar değerli olmasına rağmen festival programının kentin değişik yerlerine aynı saatlerde yayılması ve oyunların neredeyse tamamının mesai saati içinde yer alması takibini zorlaştırdı. İki yabancı, üç yerli ekip olmak üzere toplam beş ekibin oyununu izlediğim festivalde özellikle çocukların karşısına çocuklaşarak çıkmak yerine, onların ilgisini çekecek unsurlar (kukla – oyuncak vb) ile var olduklarını ve çocuğa ulaşmaya çalışırken estetik/yaratıcılık anlamında ekiplerin hem kendi hem de izleyicilerinin sınırlarını zorlayacak biçimde oyun tasarımlarında bulunduğunu gördüm. Bazen dikkat anlamında çocuğun ilgi sınırlarını zorlasa da piyasa çocuk oyunları ile gerçekten bu işi ciddiye alanlar arasındaki fark da sanırım bu sınırları zorlama meselesinde ortaya çıkıyor. (devamı…)

BİR İLÇENİN SANAT POLİTİKASI HAKKINDA - 1

24 Eylül 2007, Pazartesi

Aşağıdaki yazım Mustafakemalpaşa Belediyesi bünyesinde çalıştığım dönemde İlçe Kent Konseyi’ne sunulmak için hazırlanmış bir raporun önsözüdür. Bu çalışma sürecinde şunu öğrendim: Yazılı iletişim sonuç getirmiyor.

Mustafakemalpaşa’da kültür ve sanat alanındaki üretkenlik olduğu Bursa’da ki diğer ilçeler ile kıyaslandığında rahatlıkla görülebilir. Bu üretkenliğin iki temel nedeni vardır. Birincisi bu çalışmayı yapabilecek kişilerin varlığı. İkincisi ise bu çalışmaların yapılabileceği mekanın varlığı. Her iki temel varlığın gelişmesinde belediyenin ve Mustafakemalpaşa Kültür ve Sanat Derneği’nin yüklendiği sorumluluk da göz ardı edilmemelidir. (devamı…)

“BİZDEN DEĞİLSİN” İLE YENİ BİR DENEYİM DAHA

21 Ağustos 2007, Salı

Aşağıdaki yazı Bizden Değilsin’i birlikte oynadığım oyuncu arkadaşım Elif Bilgiç’in köylerde oynadığımız oyunlar üzerine gözlemleri ve değerlendirmelerini içermektedir.

13.jpg

Bizden Değilsin’i şimdiye kadar farklı alanlarda, farklı yaş gruplarına ve çok çok farklı sosyal yapı içinde yetişmiş çocuklara elden geldiğince ulaştırmaya çalıştı. Bu farklılıkların hepsi kendi içinde çok önemli tecrübeler çok tatlı anılar bıraktılar. Her şeyden önce çocukların hayatlarında belki de en önemli yeri tutan kimi zaman arkadaşları kimi zaman farklı roller yükleyip sırdaşları yaptıkları oyuncakları kullanarak onların karşısına geçmek ve doğal tepkileriyle karşılaşmak, onlara bir şeyler anlatmaya çalışmak bana kukla deneyiminin yanında onlara ve algılarına dair çok şey öğretti. Bu yaşanılanlara geçtiğimiz gün köy çocukları ile buluşmak ve onlarla da oyunumuzu paylaşmak eklendi… (devamı…)

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ OYUNCULARINA AÇIK MEKTUP

14 Ağustos 2007, Salı

Aşağıdaki yazım U.Ü. Oyuncularından Özge ile yaptığım yazışmalardan biridir. Yeni bir sezon öncesi Uludağ Üniversitesindeki arkadaşlarla paylaşmanın yerinde olacağını düşündüm. nedimbugral@gmail.com

Sevgili Özge;

Geçen yıl Özer ile sabaha kadar tartışmıştık. Konu salonda yapılan tiyatronun samimiyetsizliği üzerineydi. Sahnedekinin samimiyetsiz olduğu, seyircinin de düşünce ile pek işi olmadığı bir alışveriş üzerine konuşmuştuk.

Salonun oturmuş kurallarını yıkıp tiyatroyu salonun dışında HER YERDE yapmaktan bahsetmiştim. Düşünceyi harekete geçirmek için şoklara ihtiyaç duyduğumuzu ve bunun gibi olgunlaşmamış düşüncelerimi iletmiştim.

Şimdi sloganımız belli: Her yerde, herkese, her zaman tiyatro. (devamı…)


Kapat
E-posta ile paylaş