Haftada bir, salı günleri güncellenir.

2009, Aralık Tarihli Yazılar

ŞAHİNKAYA’DA KUKLA KASABASI

24 Aralık 2009, Perşembe

Aşağıdaki yazım, Özel Şahinkaya Koleji birinci sınıf öğrencileri ile çalıştığım birbiri ile bağlantılı bir dizi drama çalışması hakkındadır.

Kuklalar aracılığıyla ile drama oyunları, çocukların ilgisini en çok çeken tekniklerden biridir. Kukla draması, kukla perdesinin olmaması ve kukla oynatmaya, çocukların tümünün katılması yönünden, kukla tiyatrosundan ayrılır. Kukla dramasında seyirci rolünde olan çocuklar bulunmaz. Gruptaki çocukların her birinin elinde, canlandırılacak karakter ya da nesnelerin kuklaları bulunur ve drama oyunu kuklalar aracılığıyla oynanır.

Bazı çocuklar, kendilerini bir grubun önünde ifade etmekte zorluk çekerken, bir kuklayı ellerine aldıklarında kendilerini daha güvende hissederek konuşabilirler. Kumaş ve karton gibi malzemelerden yapılmış, parmak ve el yardımı ile oynatılabilen kuklalar, çocukların doğrudan doğruya dışa vuramadıkları iç dünyalarını, yaşantılarını ifade etmelerini kolaylaştırabilir. Ayrıca, çocukların, kuklaların sözlerine ve hareketlerine tepki vermeye, eğitimde kukla draması tekniğinden daha çok yararlanılmasının uygun olacağı ileri sürülebilir.

(Prof. Dr. Alev Önder - 2007)

210.jpg

(devamı…)

CESARET ANA VE ÇOCUKLARI

20 Aralık 2009, Pazar

Konak master grubu iki yıl önce sahnelediği bir dünya klasiği Hamlet‘ten sonra bu yıl da Cesaret Ana ve Çocukları‘nı sahneye aktaracak.

1515151515.jpg

Ekim ayında başlayan çalışmalarımızda ilk ay oyunun hikayesi-fikri üzerine drama çalışmaları yapıldı. Kasım ayından itibaren ise sahneler üzerine çalışmaya başladık.  Oyunu sekiz sahneye ayırdık ve her sahnede sadeleştirmeye giderek çalışıyoruz. Aralık ayı tamamlandığında ilk üç sahne tamamlanacak. Ocak ve Şubat aylarında oyunun tümü çalışılmış olacak. Mart ayında yapacağımız teknik provalar ile Nisan ayında seyircimiz ile buluşacağız.

Oyun her Cuma akşamı saat:19:00 ile 21:00 arası Konak Kültürevinde çalışılmaya devam ediyor. (devamı…)

BİR PADİŞAH, BİR İNSAN

13 Aralık 2009, Pazar

“Bir insan, bir padişah” isimli projede Fatih Sultan Mehmet’in hayatından dört kesit oynayacağız.

Bu proje ile amaçlanan belli başlı kazanımlar aşağıdaki gibidir.

1) Gerçek bir olay yada kişiden yola çıkarak bir hikaye yaratabilmek,

2) Oyun kişisini oluştururken çevresel koşullara göre davranmak,

3) Bir oyun oluştururken, oyunda kendi düşünsel özünüz ile hareket etmek,

4) Drama tekniklerini kullanarak tarihi bir kişilikten yola çıkarak yaratıcılığımızı geliştirmek,

5) Araştırmaya özendirmek, öğrendiklerimizi yorumlayabilmek ve oyunumuzda kullanabilmek.

Fatih Sultan Mehmet’in hayatını sırası ile aşağıdaki gruplarım oynayacaktır.

Cumartesi 12:30 grubu: Sultan Mehmet’in çocukluğu. Sultan Mehmet sarayda ve arkadaşsız büyümektedir. Saray duvarları dışında ise sokaklarda özgürce oynayan çocuklar saray duvarları içinde ne olduğunu merak eder. Bir gün duvarda gördükleri bir yarıktan içeri gizlice giren çocuklar Sultan Mehmet ile tanışır ve macera başlar.

cts-1230.jpg

(devamı…)

AMA TİYATRO KORKAKLARIN İŞİ DEĞİL Kİ!

1 Aralık 2009, Salı

Öncelikle son zamanlarda bu siteyi çok seyrek aralıklarda güncellediğim için duyduğum rahatsızlığı paylaşmak isterim. Yazın düğün, ekim ayından itibaren Testosteron provaları derken üç yıldır istikrarla süren güncelleme çabam sekteye uğradı. Ama bu sezon da dolu dolu geçecek ve bundan sonra her hafta burayı güncellemek için daha yoğun bir çabam olacak. Okulda “Hamlet”, Konakta “Cesaret Ana ve Çocukları” gibi sadeleştirilmiş klasikler; “bir insan bir padişah” konak grupları ile yürütülen drama/oyun projesi ve drama derslerinde kukla kullanımı sırası geldikçe buradan paylaşılacak.

Bu gün, 20 Kasım’da oynamaya başladığımız Testosteron’un ardından ilk aklıma gelenleri paylaşacağım.

“Testosteron” yedi erkeğin, anormal bir durumun ardından bir arada geçirdiği bir süreçte kadınları-ilişkileri masaya yatırması üzerine kurulu bir oyun. Hem de tam da erkekçe. Alkol eşliğinde bol küfürlü ve kavgalı gürültülü!

Özellikle konaktaki velilerim ve çalıştığım okuldaki yöneticilerime oyundan bahsederken oyuna nasıl bir sansür uyguladığımı fark ettim. Oyuna yarım ağız davet ederken oyunun bol küfürlü olduğunu ve bunu dikkate alarak gelmelerini önerdim.

Çalıştığım okulda öğrencilerime, Konak Kültürevi’nde minik oyuncularıma her fırsatta sanatın özgürlüğünü vurguluyorum. Ama ben nereye kadar özgür düşünüyorum. Benim sınırım, cesaretim nereye kadar.

14141.jpg (devamı…)


Kapat
E-posta ile paylaş