Bazen durup düşünmek gerekiyor, neden bunca çaba? Bazen düşünmeden yanıtı geliyor, sonra soruyu sormak aklınıza geliyor bunca koşuşturmanın içinde. Kaya abi o yanıttı geçen hafta.
Deli Dumrul Ramazan ayı boyunca her akşam bir köy yada beldenin kahvehane yada düğün salonunda izleyicisi ile buluştu. Bu bir aydan ve sahnelenen onca oyundan ne kaldı geriye? Yorgunluk, her defasında kurulan ve sökülen figürler, dekoru taşırken dekoru yapana minnet duyguları!, güzel yol manzaraları, çirkin yol manzaraları, bitmesini bir an önce dilediğimiz gürültülü oyunlar, bitmesin dediğimiz keyifte oyunlar. Köylerde tiyatro ve gölge oyunu ile deneyimlediklerimizi paylaşmayacağım bu yazıda. Belki başka bir zaman. Daha samimi organizasyonlarda ve daha yaptığımızın işe yaradığını hissettiğimde.

Bu yazıda bizi kendi köyünde izleyemediği için çıkıp Çalı’da izlemeye gelen Kaya abiden bahsedeceğim. Kaya abi 1960′larda Deli Dumrul’u okumuş. Okuduğu sayılı kitaptan biri. Yaklaşık kırk yıl önce okumuş ve çok etkilenmiş. Aradan kırk yıl geçmiş olmasına rağmen oyun öncesi hikayeyi hatırladığı kadar anlatmasını istedim. Neredeyse atlamadan hikayeyi hatırladı. Ve çocukluğunda çok beğendiği, aklından çıkmayan Deli Dumrul’un hikayesini kendi köyünde iftara misafiri olduğu için izleyememiş. Sonraki gün çıkıp geldi ve Çalı’da bir çocuk gibi heyecanla oyunu izledi. Fotoğraflardaki yüz ifadesinden de coşkusu belli oluyor.
Bu ay yaşadığım gürültülü oyunlar da, yol manzaraları da, her oyun öncesi kurduğumuz figürler de ve daha pek çok detay unutulacak belki. Ama bazen bir izleyici bile toplamdan daha fazla güçlendirebiliyor sizi. İsteklendiriyor ve sizi yeniliyor. Bana bunu yaşattığın için teşekkürler Kaya abi.