Haftada bir, salı günleri güncellenir.

24 Ekim 2007

ÇOCUK TİYATROLARI FESTİVALİNİN ARDINDAN

Assitej ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte düzenlediği 12. Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali 16-21 Ekim 2007 tarihleri arasında Bursa’nın muhtelif sahnelerinde ve alanlarında gerçekleşti. Aşağıdaki yazım festivale dair görüşlerimi içermektedir.

semaver-8.jpg

Bu gün hem çocuklara yaptığım, hem de çocuklara yaptırdığım tiyatronun buraya gelmesinde bu festivalin çok önemli bir katkısı olmuştur. Özellikle Yurtdışından gelen (Danimarka topluluklarına ayrı bir parantez açmadan geçemem) tiyatro toplulukları işimde ufkumu çok genişletti. Bu festival benim için bu kadar değerli olmasına rağmen festival programının kentin değişik yerlerine aynı saatlerde yayılması ve oyunların neredeyse tamamının mesai saati içinde yer alması takibini zorlaştırdı. İki yabancı, üç yerli ekip olmak üzere toplam beş ekibin oyununu izlediğim festivalde özellikle çocukların karşısına çocuklaşarak çıkmak yerine, onların ilgisini çekecek unsurlar (kukla – oyuncak vb) ile var olduklarını ve çocuğa ulaşmaya çalışırken estetik/yaratıcılık anlamında ekiplerin hem kendi hem de izleyicilerinin sınırlarını zorlayacak biçimde oyun tasarımlarında bulunduğunu gördüm. Bazen dikkat anlamında çocuğun ilgi sınırlarını zorlasa da piyasa çocuk oyunları ile gerçekten bu işi ciddiye alanlar arasındaki fark da sanırım bu sınırları zorlama meselesinde ortaya çıkıyor.

Tabii diğer bir özeleştiri de bu festivalin 12. sinin yapılıyor olmasına rağmen Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu ile ilgili kurumları, kişileri üzerindeki değişimi görmek neredeyse imkansız. Okulların çoğunda tiyatro öğrettiğini iddia eden o kadar “drama” eğitmeni, ve okul okul oyun satmak için o kadar ter döken “emekçi” tiyatrocuların kendilerini geliştirmeye ve etrafta neler oluyor demeye ihtiyacı yok galiba. İki yönden eleştirmek gerekli bu durumu. Bir: Bizler çocuğa tiyatro konusunda ne kadar samimiyiz. Eğer samimi isek iş-güç mazaret ederek festival takip edemeyeceksek demek ki çocuğa tiyatro işimiz değil. İki: Festivale ev sahipliği yapan Şehir Tiyatrosunun da Kentte tiyatro yapanlarla işbirliğinin olmadığı, ciddi mesafelerinin olduğu ve hatta kendilerinden başka kimseleri pek hazzetmediği “sanrısı” da öylece geliverdi aklıma.

semaver2.jpg

Lüleburaz Uçan Eller ve Semaver Kumpanya’ya ait kukla oyunlarını izlediğimde aşağıdaki notları almak geldi içimden:

Küçük objeli kukla oyunlarında salonlarımız çok büyük kalıyor. Bu durum da özellikle arkadan izleyen çocuk için çok elverişsiz. Ve oyunlar çok uzun sürüyor. Hikayeler belli bir gerilim ve çatışma içermiyor ya da çok yetersiz. Dolayısıyla oyunu sonuna kadar çocukların ilgiyle izlemesini engelliyor. Araya şarkı danslar konması çocuğu hafife almak oluyor. Ayrıca oyun başlangıçları gereksiz yere uzuyor. Çok değerli olan ilk ilgi harcanıyor.

Danimarka – Batida, kurdukları dekor dördüncü bir oyuncu gibiydi. Yandan giriş ve çıkışlar, müzik ve danslar çocuğun ilgisini daima diri tuttu. Ve sadelikle basit bir hikayeyi müzik, yaratıcı aksesuar kullanımı ile çok zenginleştirdiler. İzleyici ne anlatıldığından çok nasıl anlatıldığıyla da ilgilendi ve oyun yabancı bir dilde olmasına rağmen dikkatle izlenip algılandı.

Bu Yazıyı Paylaşın

Yorum Ekle

XHTML: Kullanabileceğiniz taglar: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>



Takvim

Ekim 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eylül   Kasım »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Kapat
E-posta ile paylaş