30 Ağustos 2007, Perşembe
“Bizden Değilsin” yaz dönemini Samatya Meydanında bu Pazar günü oynayacağımız oyun ile kapatacak.

Bu yaz Bursa Kapalı Cezaevi ve Nilüfer köyleri olmak üzere alternatif oyun alanlarında sahnelenen oyunumuz, 2 Eylül Pazar günü Samatya Meydanında sokakta sahnelenerek yaz serüvenini tamamlayacak.
Fatih Belediyesinin desteklediği Balık Festivali kapsamında 2 Eylül Pazar günü saat:19:00′da başlayacak oyunumuza tüm İstanbullu dostlarımızı bekleriz.
Bulunduğu Yer Oynadıklarım | Yorum Yok »
21 Ağustos 2007, Salı
Aşağıdaki yazı Bizden Değilsin’i birlikte oynadığım oyuncu arkadaşım Elif Bilgiç’in köylerde oynadığımız oyunlar üzerine gözlemleri ve değerlendirmelerini içermektedir.

Bizden Değilsin’i şimdiye kadar farklı alanlarda, farklı yaş gruplarına ve çok çok farklı sosyal yapı içinde yetişmiş çocuklara elden geldiğince ulaştırmaya çalıştı. Bu farklılıkların hepsi kendi içinde çok önemli tecrübeler çok tatlı anılar bıraktılar. Her şeyden önce çocukların hayatlarında belki de en önemli yeri tutan kimi zaman arkadaşları kimi zaman farklı roller yükleyip sırdaşları yaptıkları oyuncakları kullanarak onların karşısına geçmek ve doğal tepkileriyle karşılaşmak, onlara bir şeyler anlatmaya çalışmak bana kukla deneyiminin yanında onlara ve algılarına dair çok şey öğretti. Bu yaşanılanlara geçtiğimiz gün köy çocukları ile buluşmak ve onlarla da oyunumuzu paylaşmak eklendi… (devamı…)
Bulunduğu Yer Yazılarım | Yorum Yok »
21 Ağustos 2007, Salı
Aşağıdaki oyunum halen oynamaya devam ettiğimiz Bizden Değilsin’in ilk sahnesidir. Irkçılık, ayrımcılık meselesinin köpekler ve maymunlar üzerinden tartışıldığı hikaye de çizgi film tekniği ile sahneleme anlayışı öne çıkmıştır. Metnin tamamına ulaşmak isteyenler bana nedimbugral@gmail.com adresinden ulaşabilirler.
1.SAHNE
Bebe : (Gerinir) Sabah olmuş. Uykumda yine harika bir rüya gördüm. Etrafımda bir sürü muz vardı. Onları izlerken başım dönüyordu. Canım istedikçe muz yiyordum. Ne güzel bir rüyaydı. Keşke hiç bitmeseydi.
Hareket : Bobo’nun yanına gider. Bobo’yu her dürttüğünde 2. Oyuncu önündeki vurmalı müzik aleti ile bir tık sesi çıkarır. Bu durum birkaç defa tekrarlanır. Buradaki esler sonunda herkes Bobo’nun birden bağırarak uyanacağını bekler. Oysa son derece sakin ve şirin gözüken bir uyanma söz konusudur.
Bobo : Hıım. Sen misin Bebe?
Bebe : Hadi Bobo uyan artık sabah oldu.
Bobo : Demek sabah oldu. Biraz daha uyuyamaz mıyım?
Bebe : Olmaz Bobo. Benim karnım çok acıktı. Hadi uyan artık.
Bobo : Peki peki kalkacağım birazdan.
Bebe : Dün gece bir sürü rüya gördüm Bobo.
Bobo : Rüya mı gördün?
Bebe : Evet. Bak sana en güzelini anlatayım. Ben bir adaya gidiyordum. Adada bir sürü muz vardı ve sanki hepsi benim etrafımda dans ediyorlardı. Ben de canım istedikçe muz yiyordum.
Bobo : Şu anda dolabımızda da bir sürü muz var. Ve yine canının istediği kadar yiyebilirsin evlat.
HAREKET : 1. Oyuncu ve 2. Oyuncu enstrümanlarını çalmaya başlar. Ardından aşağıda sözleri yazılı olan şarkıyı söylerler. Kuklalar dans eder ve arada sırada muzlar da dansa katılır. Burada çizgi filmlerdeki müzikal sahneler gibi bir etki hedeflenir. (devamı…)
Bulunduğu Yer Yazdıklarım | Yorum Yok »
14 Ağustos 2007, Salı
Aşağıdaki yazım U.Ü. Oyuncularından Özge ile yaptığım yazışmalardan biridir. Yeni bir sezon öncesi Uludağ Üniversitesindeki arkadaşlarla paylaşmanın yerinde olacağını düşündüm. nedimbugral@gmail.com
Sevgili Özge;
Geçen yıl Özer ile sabaha kadar tartışmıştık. Konu salonda yapılan tiyatronun samimiyetsizliği üzerineydi. Sahnedekinin samimiyetsiz olduğu, seyircinin de düşünce ile pek işi olmadığı bir alışveriş üzerine konuşmuştuk.
Salonun oturmuş kurallarını yıkıp tiyatroyu salonun dışında HER YERDE yapmaktan bahsetmiştim. Düşünceyi harekete geçirmek için şoklara ihtiyaç duyduğumuzu ve bunun gibi olgunlaşmamış düşüncelerimi iletmiştim.
Şimdi sloganımız belli: Her yerde, herkese, her zaman tiyatro. (devamı…)
Bulunduğu Yer Yazılarım | Yorum Yok »
7 Ağustos 2007, Salı
Aşağıdaki yazım Mustafakemalpaşa Kültür ve Sanat Derneği’nin çıkardığı Patikalar isimli dergide yayınlanmak üzere kaleme alınmıştır.
Yaz aylarında tiyatro uykuya çekilmiş gibidir. Tüm seyahatler, koşuşturmalar, insanlar ve insanlar yoktur. Salonlar sessizliklerinde biraz önceki kalabalıktan kulağınıza kalmış insan gürültülerini fısıldar gibidir. Tatlı bir sessizliğin içinde boş ve loş salona bakmak müthiş bir keyiftir. Bir de o salonda güzel bir akşam geçirttiyseniz, en son çıkan olmak büyük gururdur. (devamı…)
Bulunduğu Yer Yazılarım | Yorum Yok »