Haftada bir, salı günleri güncellenir.

30 Mayıs 2007

KIRSALDA TİYATRO YAPMAK

Bir yaz daha geldi, ve bu yıl da “Bizden Değilsin” ile köy yollarına düşeceğiz. Kırsalda tiyatro yapmak üzerine iki yıl önce bir tiyatro dergisine yazdığım aşağıdaki yazı o günden bu güne bu alandaki kemikleşmiş düşüncelerimi yansıtması adına anlamlı.

1) Aslında şu anda tam anlamıyla böyle bir yolculuğun içindeyiz demek yanıltıcı olur. İki yıldır köylerde, meydanlarda oynuyoruz. Fakat tamamen salon oyunlarının dışıma çıkamadık. Köylerde yaptığımız sokak tiyatrosu değil, ‘alternatif tiyatro’ ise çok genel bir isim; açıkçası şu an bizim için iddialı da. Önümüzdeki yıllarda yaptığımız işe daha özel bir isim koyabiliriz herhalde.
Çıkış noktamız izleyici. İzleyicimizi ‘öteki izleyici’ diye tanımlıyoruz. Yaşamında tiyatroyu bir ihtiyaç olarak hissetmemiş, hissedememiş izleyici guruplarına oynuyoruz. Bu yüzden de geleneksel tiyatromuzun öğelerini içeren “Elbise Sevdası” bizim için; uzun bir süre oynamayı düşündüğümüz ve oldukça doğru bulduğumuz bir oyun tercihi oldu.
“Elbise Sevdası “ kadromuz 3 oyuncu ve 2 teknik personelden oluşuyor. Benim dışında tüm arkadaşların geliri tiyatro dışından. Bu işi gönüllü ve amatör olarak yapıyorlar.

Kurumsallaşmış bir yapımız yok. Daha iddialı ve organize bir yapı ve hareketten söz etmek için erken. Sürekliliğimiz ve heyecanımız devam ettiği sürece önümüzdeki yıllarda bu çalışmalarımızın daha organize olacağına inanıyorum.

2) “Elbise Sevdası” köylerde, sokak aralarında, ev bahçelerinde oynanabilen bir oyun. Römork üstünde oynayarak, bir cami avlusunda ve bir kahvehanenin önünde oynayarak çok değişik mekan-izleyici tecrübeleri yaşadık.
Bu deneyimler sonunda öğrendiğimiz en önemli şey izleyici guruplarının niceliği ile ilgili oldu. Hedefimizin bir defada yüzlerce seyirciye ulaşmak olmaması gerektiğini bu açık hava oyunlarında öğrendik. Daha az sayıda izleyiciye, etki alanımıza alabildiğimiz çapta ve samimi ortamlarda oynamaktan daha fazla keyif aldık. Bir bahçede 30 kişiyi aşmayan bir izleyici gurubu yada bir köy meydanında sayısı 100’ü geçmeyen bir topluluğa oynadığımızda çok daha iyi alışverişimiz oldu. Oyun öncesi ve sonrası da seyircimiz ile iletişimimizi sürdürebildiğimiz bu tip organizasyonlar en başarılı organizasyonlarımız oldu.
Bir de biz kahraman olmak için bunu yapmıyoruz. Yaptığımız işten eğlenmek-keyif almak durumundayız ki gülümsememiz samimi olsun. Bu işi amatörce yapan tüm arkadaşlarımın ortak beklentisi bu keyif alma durumu. Doğru bir organizasyonla izleyicimiz ile gerçekten buluşabiliyor ve onlar üzerinde önemli bir iz bırakabiliyoruz. Ama sokakta ve ücretsiz oynadığımız her oyun bizim için istediğimiz ideal organizasyonu sağlayamayabiliyor.
Bir köyde oynamak için ilk önce muhtar ile görüşüyoruz. Fakat biz gidene kadar köylerde çoğunlukla bir şey yapılmamış oluyor. Biz gidince ve malzemelerimizi ve bizi görünce yapacağımız işin ciddiyeti kavranıyor. Sonrasında römorklar bulunuyor, camiden anonslar yapılıyor. Eğer köy meydanı gibi gözle görülür bir yerde isek çocuklar toplanmaya başlıyor ve haber köye yayılmaya başlıyor. İzleyici bulmak gibi bir sıkıntımız yok, en güzeli de gişeyi düşünmeden iş yapmak.
3) Önümüzdeki yıl işitme engelliler ve ötelenen etnik yapılar ile çalışmalar yapmak istiyorum. Mekandaki hayvanlar, bitkiler yaptığımız yaratıcı drama çalışmalarını destekleyecek.
Ayrıca G.Orwell “Hayvan Çiftliği” mekanın ilk denemesi olacak. Sitemizde dramaturgi ve reji çalışmalarını basamak basamak yayınlayacağız ve tartışmaya açık tutacağız. Çıkacak ürün sadece bir defa oynanan bir oyun olarak da kalabilir, “Elbise Sevdası” gibi sık oynanan bir oyun da olabilir. Bunu projeye katılım ve süreç gösterecek.
Drama çiftliği diğer yapılara da açık olacak. Sanırım daha çok ekip liderlerinin bir araya geleceği bir yer olacak. Öyle olması hem daha pratik hem bizim de altından kalkabileceğimiz bir şey.

3) Bu oyunlarda gelir hedefimiz yok. Hedefimiz izleyiciye daha rahat ulaşabilecek yapılar ile işbirliği yapmak. Son iki yıldır Mustafakemlapaşa Belediyesi aracılığı ile oynadık. Bu yaz Bursa Nilüfer Belediyesi aracılık etti. Bu kış ise Bursa içinde teknik yardım ve ulaşım ihtiyacımızı karşılayacak bir aracı ile oynamaya devam edeceğiz. Bunun dışında beklediğimiz bir profesyonel bir destek yok.
ODTÜ’ ye de “Kırsalda Tiyatro” diye bir bildiri sunumu ile katılmak istedik fakat kabul edilmedik. Yaptığımız işi anlatmanın bize dönük ciddi bir faydası yok, biz zaten istediğimizi yavaş yavaşta olsa yapıyoruz. Ama başka yerlere model olmak için bu tip buluşmalar, yayınlar kanalı ile deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz. Deneyimlerimizi paylaşmanın dışında bulunduğumuz coğrafyanın dışında bir şeyler yapmayı düşünmüyoruz.

4) Amatör Tiyatro topluluklarının uzun soluklu yapılar olabileceğine inanmıyorum. Bu amatör tiyatro yapılarının doğasına aykırı. Ancak çeşitli kurumların bünyesinde kurulmuş olanlar daha uzun soluklu yaşayabilir.
Amatör Tiyatro topluluklarından çok amatör tiyatro yapan kişinin üzerine daha fazla düşünmeliyiz. Günümüzde çok fazla insan kendisi için tiyatro yapıyor. Ve sahnede oluş nedeni hiç samimi değil, hatta itici. Amatör tiyatrocunun kendine ait bir çizgisi, bir tavrı ve hedefi olmalıdır.
Benim hedefim; herkese oynayacak, her yerde oynayacak pek çok oyun tecrübelemek ve düşüncemi de yaşamımı da politikamı da bu eksende geliştirmek, araştırmak.

Bu Yazıyı Paylaşın

Bir Yorum to “KIRSALDA TİYATRO YAPMAK”

  1. Caner Arkan diyor ki:

    Merhaba Nedim Hocam,
    Şahsen köy yolculuklarını, römork sahnelerini geride bırakmış biri olarak; Kavuklu, Pişekar ve Kavuklu Arkasının hala gittiğimiz yerlerde yaşadıklarını düşünüyorum. Bizler birileri bizi paralara boğsun diye bu işi yapmadık. Çok ünlü olalım diye de yapmadık. Hayatın bize verdiklerini bizim kadar şanslı olmayan kişilerle paylaşalım istedik. Kimseden çok samimi övgüler de almadık, “Tiyatro karın doyurmaz” sözlerinin arasına sıkışmış bir kaç “Tebrikler, helal olsun..” dışında..
    Şimdilerde çalıştığım işitme engelliler ilköğretim okulunda bir tiyatro deneyimim oldu. Çok iyi bir gözlemci olan işitme engelli öğrencilerimin ayrıca çok ta duygusal olduğunu söylemeliyim. Alkışlanmak her tiyatrocu için ne kadar önemliyse bizim çocuklar için de o kadar önemli ve heycan verici bir olguydu. Belki onlar alkış sesini duyamadılar ama geliştirdikleri çok önemli bir yeti ile alkışın titreşimini yüreklerinde hissettiler.
    Oyunumuzun küçük bir bölümünü sanal ortamda paylaşıyorum. İzlemek isteyenler için:

    http://www.youtube.com/watch?v=74osq-8TSZE

    SEVGİLER..

Yorum Ekle

XHTML: Kullanabileceğiniz taglar: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>



Takvim

Mayıs 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nisan   Haziran »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Kapat
E-posta ile paylaş