Aşağıdaki yazı Mustafakemalpaşa Kültür ve Sanat Derneği’nin çıkardığı Patikalar isimli kültür ve sanat dergisinin ikinci sayısına yazılmıştır. Mayıs-2008
Bir kütüphane hikayesi;
Kuzey Avrupa’nın küçük bir kasabasında ve bir Cumartesi günü aşağıda fotoğrafını sunacağım kütüphaneye gittiğinizi düşünün.
Yaşlılar gazete okuma köşesinde günlük gazetelerini okuyor, gençler okuma köşesinde rahat koltuklarda kitap okuyor. Bu köşe camekanlı bir limonluk ve burada sıcak bir şeyler de içebilirsiniz. Çocukların ders çalışabileceği köşeleri onların ilgisini çekebilecek renklilikte ve bir köşede de bir animatör çocuklara masal okuma saatleri düzenliyor, kuklalar ile mini oyunlar oynuyor. Nasıl güzel bir fotoğraf değil mi?
Bursa Şehir kütüphanesinin hizmet planlamasının referansı o küçük kasaba kütüphanesidir. Ve o kütüphaneyi ziyaret eden kişi de sürekli yurt dışı gezilerine çıkıyor diye çok eleştirilen zamanın Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’dir. Bursa şehir kütüphanesi sosyal - yaşam dolu bir alan olacaktır ve sadece çocukları susturmanın görev bilindiği gerilimli bir ortam olmayacaktır demişti sayın Saker bize ve bizimle birlikte şehir kütüphanesine hizmet verecek olan diğer kişilere. Aralıksız iki yıl kütüphanenin içinde masal canlandırmaları yaptık. Hafta sonu animasyon saatleri düzenledik. Meslek tanıtımları yapıldı, konserler verildi, çizgi sinema ve film gösterimleri vb. daha pek çok şey yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bizden sonra da Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncuları devam etti oradaki canlandırma ve masal saatlerine.
Bir çocuk oyunu hikayesi;
Mustafakemalpaşa’da “İki Bavul Dolusu” isimli çocuk oyunumuzun tüm okullara sahnelenebilmesi için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurduğumuzda, oyunun sahneleme gelirleri üzerinden bir vakfa bağış yapma koşulu ile oynayabileceğimiz bize iletilmişti. Bu organizasyon biçimi pek çok il ve ilçe ile okullarda böyle yürüyor. Oyunun ne olduğu, hangi yaş aralıklarına oynandığı, ekibin çocuk tiyatrosu yapma konusundaki ehliyeti gibi niteliksel sorular öncelikle yada hiç sorulmazken; oyun gelirlerinden pay alma pazarlığı oyunun çocuklara sunumu için yeterli olabiliyor. Ve ikinci sınıf illüzyon gösterileri, iki dans bir müzikli berbat çocuk oyunları ile çocuğun tüm beğenileri, değerleri ve kaliteli bir şey izleme hakkı kenara itilebiliyor.
Bense Devlet Tiyatrosu edebi kurulunca metni onaylanmış, bir uluslar arası festivalde kendini beğendirmiş bahsi geçen oyunumu kendi ilçemin tüm öğrencilerine sahneleyemedim. Çünkü hiçbir yerde hiçbir zaman çocuk tiyatrosunu tebeşir-deterjan-önlük satmak gibi pazarlık yapılabilecek bir ticari ürün olarak görmedim. Hala da görmüyorum.
Peki bu iki hikayenin birbiri ile bağlantısı nedir?
Bağlantısı: Müzeler, kütüphaneler, kültür merkezleri açmak belki de işin en kolay kısmı. Sonra bu tesisleri yaşayan, gelişen ve bulunduğu çevreyi de geliştiren yerler haline getirmek sürdürebilir biçimde işletmek ise sanırım zor olanı ve başarılamayanı.
Belki şu soru ile bağlayabilir ve bu yazıyı da bu sorular ile bitirebiliriz.
Şehir kütüphanenizden keyif alıyor musunuz? Kent müzenize en son ne zaman gittiniz ve gittiğinizde burayla nasıl bir etkileşim içindeydiniz? Bir tiyatro salonunda aynı anda beş yaşında ve oniki yaşında dörtyüz çocuğun bulunduğu oyun niye sahnelenmektedir? Faydası kim içindir?
Bu Yazıyı Paylaşın
18 Nisan 2008; 16:31
merhaba dostlar