30 Nisan 2007, Pazartesi
Birlikte çalıştığım oyuncu arkadaşlarım, öğrencilerimiz ve ailelerimizin (tabii ki seyircimizin de) görüşleri burada yayımlanmaktadır. Bu etkileşimin karşılıklı bir yarar getireceği inancındayım. Bu haftaki yazısı için Konak Kültürevi Gençlik Kadrosu oyuncularından Onur’a ve yazısını yorumlar kısmına iletmiş olan Cansu’ya çok teşekkür ederiz.

Ben Onur Egemen Sakarya;
Aslında nerden başlayacağım konusunda kararsızım.Oyunculuk konusunda katkılarından önce beni ilgilendiren en önemli şey kazandığımdostluklardı.Pek çok eşsiz dost edindim.Başımızdan pek çok olay geçti.Bununla beraber Sayın Nedim Buğral (Nam-ı diğer Nedim Abimiz) ve Sayın Elif Bilgiç (Nam-ı diğer Elif Ablamız) gibi iki çok değerli insanı tanımak
şerefine nail olduk.Gerek arkadaşlarımızla gerek grup liderlerimizle tarifimümkün olmayan bir dostluk (aile) bağı kurmayı başardık.Gruba dahil olmadan önce çok yetenekli olduğumu düşünür ve böbürlenirdim.Ama gruba dahil olduğum
anda pek çok yetenekli insan gördüm.Onlarla aynı frekansı yakaladığımız için hemen kaynaştık.
(devamı…)
Bulunduğu Yer Eğitim Çalışmaları | Yorum Yok »
30 Nisan 2007, Pazartesi
Konak Kültürevi Tiyatro Atölyesi Çalışmaları üzerine ailelerimize yönelik yazıların üçüncü bölümüdür. Bu bölümde kısaca sahnede rekabete değineceğim.

Her öğrencimizin kendine özgü bir kişilik yapısı var. Bazıları çok iddialı, bazıları çok paylaşımcı, bazıları da çok sessiz. Yaşamda da olduğu gibi çalışmalarımızda da bu özellikleri ile varlar.
Biz sahnede çocuklara asla bir başka bir çocuğu model göstermiyoruz. Rahat söz alan, kendini kolayca ifade edebilen, atak bir çocuğa bakıp; işte bu arkadaşınız gibi olmalısınız, doğrusu budur demiyoruz. Bu tavrımız için anlaşılabilir pek çok neden koyabiliriz ortaya ama en önemli gördüğümüzü belirtsek yeterli olacaktır: Atölye çalışmalarımızda tek tip bir oyuncu modelimiz yok. Hiç bir zaman olmadı. Her çocuk kendi verili koşullarında gelişmeli, kendini geliştirmelidir. Çocuklar ne anne babalarının ne de iddialı öğretmenlerin projeleri olmamalıdır. Bu yüzden sahnede bazen sessiz bir öğrencimizi bilerek kendisi ile başbaşa bırakabiliyoruz. Ve ona defalarca öğütlenen; şöyle dur, böyle konuşu bir etiket gibi yapıştırmamayı önemsiyoruz. Bu şekilde öğrencimizin kendi koşullarında doğal olarak ve yıpranmadan çok daha verimli yol aldığını görebiliyoruz. Sahnede çok rahat gördüğümüz öğrencilerimizi de ön plana çıkartıp oyunu kurtaralım, en iyi yapanla işi kolayca kotaralım gibi bir yanlışlığa düşmekten de özellikle kaçınmaya çalışıyoruz.
Bu konuda çocuğunuz ile ilgili önerileriniz ve tespitlerinizi almak ve çalışmalarda bizlerin gözlemlerini de sizlere sunmak karşılıklı fayda getirecektir. Bunları konuşmaya ve yazışmaya her zaman vaktimiz var. Lütfen bizden bunu talep edin.
Bulunduğu Yer Eğitim Çalışmaları, Yazılarım | Yorum Yok »
30 Nisan 2007, Pazartesi
Aşağıdaki yazı Mustafakemalpaşa Kültür ve Sanat Derneği’nin çıkardığı Patikalar isimli kültür ve sanat dergisinin ikinci sayısına yazılmıştır. Mayıs-2008
Bir kütüphane hikayesi;
Kuzey Avrupa’nın küçük bir kasabasında ve bir Cumartesi günü aşağıda fotoğrafını sunacağım kütüphaneye gittiğinizi düşünün.
Yaşlılar gazete okuma köşesinde günlük gazetelerini okuyor, gençler okuma köşesinde rahat koltuklarda kitap okuyor. Bu köşe camekanlı bir limonluk ve burada sıcak bir şeyler de içebilirsiniz. Çocukların ders çalışabileceği köşeleri onların ilgisini çekebilecek renklilikte ve bir köşede de bir animatör çocuklara masal okuma saatleri düzenliyor, kuklalar ile mini oyunlar oynuyor. Nasıl güzel bir fotoğraf değil mi?
(devamı…)
Bulunduğu Yer Yazılarım | 1 Yorum »