Haftada bir, salı günleri güncellenir.

17 Nisan 2007

AHŞAP OYUNCAKLAR

Aşağıdaki yazı Artı Mekan dergisinin üçüncü sayısında yayınlanmak üzere yazılımıştır.

Ben lise yıllarıma kadar oyuncaklarımla flört ettiğimi hatırlarım. Sanırım ondört yaşında iken ‘çok susamış birinin ağzına çeşmeye dayayarak su içmesi gibi bir duyguyla’ koşarak arabalarımı bir kanepenin altından çıkardığımı, büyük bir lezzet ile onlarla oyun kurduğumu ve anneme yakalandığımda ise epey utandığımı hatırlıyorum.

Annemin Singer marka dikiş makinesini uçak gemisi yapıp (bazen de uzay gemisi) içine minik maket uçaklar koyup dünyayı kaç defa kurtardığımı hatırlamıyorum. Hala uzaylılara köle olmadıysanız, annemin dikiş makinesine çok şey borçlusunuz!


Çocukken kendi uçurtmalarımızı yapardık. İtiraf ediyorum; ağaç çatallarından sapanlarımızı da. Ve en değerlisi de iki dakikada çok estetik olmasa da bize ağaçtan kılıç veya balta yapan bir marangoz akrabaya sahip olmaktı. Sokakta o savaş malzemeleri ile o kadar çok düşman yok ettim ki! Bana silah tedarik eden marangoz amcaya da çok şey borçlusunuz!

Tabi ben kendi oyun anılarımda keyifle geziniyorum ama kız çocuklarının oynadığı oyunlara da haksızlık etmemem gerekiyor. Bezlerle yapılmış bebekler, evlerden kaçırılan kap kacak ile oynanan evcilik oyunları, iplerle hiçbir zaman kızların hız ve becerilerine varamadığımız ayak oyunları.

Aslında bu yazıdaki meselemiz geçmişte oynadığımız oyunların lezzeti, bugün büyüyen çocukların bundan mahremiyeti meselesi de değil. Benim şikayetçi olduğum; büyük mağazalarda hızla tek tipleşen Çin malı oyuncaklara ve imaj kültürüne çocuklarımızı teslim ediyor olmamız. Çizgi filmlerle tüm davranış özellikleri ‘ve özellikle imajı’ çocuğa sunulmuş olan çizgi karakterler sayesinde, çocuğumuzun oyuncağına ne isim koyacağı, o oyuncağın ne yapması, ne demesi gerektiği önceden belirleniyor. Raftan hızla elde edilen oyuncak en ufak bir yıpranmada hızla terk edilebiliyor. Çocuğumuzun odası bir oyuncak çöplüğüne dönüşebiliyor. Sürekli büyüyen bir Çin malı oyuncaklar çöplüğüne!

Şimdi her mahallenin bir Gepetto ustası olmalı, her çocuk kendi oyuncağını yapmalı, yaratıcı oyun alanını kurmalı, anne babalar çocukları ile birlikte oyuncaklar üretmeli, derhal aileye marangoz amcalar katılmalı ve günümüz çocukları da biz fark etmeden yaratıcı oyun alanlarında bizi uzaylılardan kurtarmalı demiyorum. Böyle demiyorum çünkü böyle olamayacağını biliyorum.

Bu yazı canımı acıtsa da bana şu gerçeği haykırıyor. Ahşap oyuncak devri bitti, şimdi zaman Çin malı pahalı satılan ucuz plastik imajlar devri. Stella’lar, Örümcek Adam’lar ve onların sülalesinin devri.

Tüm ahşap oyuncak yapan çocukların görünmez kahramanı tonton oyuncakçı amcalar. Eğer hala bir yerlerde elinizde zımpara bir oyuncakla haşır neşirseniz önünüzde saygıyla eğiliyorum. Çocukluğundaki oyunları ve oyuncaklarını ağzının suyu akarak hatırlayan benim gibi insanlar adına elinizi saygıyla öpüyorum…

Nisan 2007

Bu Yazıyı Paylaşın

Yorum Ekle

XHTML: Kullanabileceğiniz taglar: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>



Takvim

Nisan 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mart   Mayıs »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Kapat
E-posta ile paylaş