Haftada bir, salı günleri güncellenir.

14 Ocak 2007

AHIRDA OYNANAN BİR OYUNUN ARDINDAN

Aşağıdaki yazım A. Fugard’ın yazdığı Ada isimli oyunun Drama Çiftliği’nde deneysel amaçlı sahnelenişinin ardından kaleme alınmıştır. Bu oyunda ben Winston rolünü, Necati Arpacı John rolünü, Gökhen Sekmen ise Hodoshe rolünü canlandırdı. Proje hakkında daha geniş bilgi www.alternatiftiyatro.net isimli sitede yayınlanmaktadır.

Çamur;

Yüzü ÇAMURA sokulmuş bir oyuncu. Oyuncunun ensesinde bir postal. Gerçek ile kurmacanın iç içe girdiği anlardan biri. Neden bunlar? Etkili bir oyun başlangıcı için. Gerçekliği çiftlikte çiftliği bir hapishaneye çevirerek oluşturmaya çalışmak için. Çatıda eli silahlı bir gardiyanla. Bir diğeri gelenlerden nüfus cüzdanlarını isterken. İki mahkum durmadan taş taşırken. Biri diğerinin boşalttığı yeri doldururken.

AHIRDA OYNAN OYUNDAN BİR KARE

Karanlık;

Çiftlikte elektrik yok. Hava KARANLIK olduğunda hücreye giriyoruz. Etrafı bir gemici feneri ile bir sürü mum aydınlatıyor. Bir büyünün parçasıyım. Mumlarla aydınlatılmış, loş bir ışıkta fısıltı ile konuşuyoruz sürekli. Bir hücredeyiz ve hücrede olması gerektiği kadar ses, hareket alanı ve ışık var. Ne daha fazlası ne de daha eksiği. Ve etrafta gezinen gerçek fareler.

Zaman;

Gecenin en acımasızı zaman. Ön oyundan ve ardından mum ışığının büyüsünden, gerçek bir hücreden beni çekip kopartan oyunun ZAMAN geçişi oldu. İşte o an bir oyunda olduğumuz gerçeği ile yüzleştim. Devamında bir oyuncuydun artık. Oyun sonrası bu duruma yönelik Özer’den yerinde bir soru geldi: Bu atmosfer ve bu biçimde bir oyuculuk anlayışı ile hazır bir metin ile ne kadar başarılı olabilirsiniz. Kısıtlanmıyor musunuz? Buna benzer bir şey. Belki daha başka bir konuşmanın ardından farklı bir anlam içererek söylenmiş bir soru. Pek çok açıdan bakarak üzerinde düşünmeye değer bir soru.

Ateş;

Son sahne. Herkes gardiyanlarca bahçeye sürüklendi. Büyük bir ATEŞ. Ateşin etrafında toplanmış insanlar ve Kreon konuşmaya başlıyor. Gemici feneri ile Winston onu aydınlatıyor. Yeni bir büyü daha. Ve o büyüyü biz kendimiz mahvediyoruz. Oyun başında bir anlam yüklediğimiz seyircimiz (biz onları ziyaretçi olarak tanımlarken, onlar ön oyunda doğaçlamaya dahil olarak kendilerine denetçi dediler.) oyun sonunda hala denetçi olarak bizi izlerlerken biz alanı bıraktık ve tekrar geri döndüğümüzde alışkanlıklarımızla hareket ettik. Onlara selam verdik. Bir daire çizmeye başlamıştık ama tamamlamadan kalemi elimizden bıraktık. Klasik alışkanlıklarımızdan, mekanı ve oynama biçimimizi ne kadar değiştirirsek değiştirelim kopamamıştık.

Alışkanlık;

Mumlarla seyircimiz ile kendi aramıza bir daire çizmiştik. Ve seyircimizi çuvallarla sıralı bir biçimde oturtmuştuk. Bunu yaparak sahnede ileten-iletilen ALIŞKANLIKLARIMIZI buraya da taşımış olduk. Halbuki onlar denetçiydi. J ve W’nın hücresinde olanlara tanıktı. Ayakta olabilirler, sigara yakabilirler, buldukları bir köşeye sığışabilirler ve belki de J ve W’na müdahale edebilirlerdi. Biz bunların önüne engel koymuştuk.

Faydalı;

İşte bunlar konuşuldu oyun sonrası ve bunlar-buna yakın şeyler hissedildi oyun esnasında. Denedik. Bir dahaki oyuna deneyecek yeni şeyler ekledik kendimize. Drama Çiftliğini bu yıl sadece tek oyunla kullanmış olsak bile bizim için ne kadar FAYDALI bir atölye olabileceğini işaretlerini verdi.

Çamur, ateş, karanlık, zaman, alışkanlık ve fayda. O geceden aklımda kalan ilk kelimeler.

Nedim BUĞRAL – Winston

26.09.2006

Bu Yazıyı Paylaşın

Bir Yorum to “AHIRDA OYNANAN BİR OYUNUN ARDINDAN”

  1. Aysu - Mustafa MAHMUTOĞLU diyor ki:

    nedim abi ben izgi

Yorum Ekle

XHTML: Kullanabileceğiniz taglar: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>



Takvim

Ocak 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    Şubat »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Kapat
E-posta ile paylaş